Takip ettiğim bloglardan birinde görmüştüm. Maalesef hangisi oldugunu hatırlayamadığımdan linkini veremiyorum. Bizim de kırık pastel boyalarımız kullanılamaz hale geldiğinden hadi kurabiye yapalım dedim kızıma. tüm kırık boyaları topladık. iki tane sağlam vardı onları da birlikte kırdık:) Doldurduk muffin kalıbına...
Sonra da pişirdik. Derin Hanım "anne pişti miiiii?" diye seslenerek. Fırınımızı kapattık. Dışarı çıkarttık. Soğumasını bekledik ve Ta Taaaa.
Hem lezzetli görünüyorlar hem de minicik eller için kolay kavranıyorlar. Sadece renkleri henüz çözmemiş minikler için biraz karmaşık olabilir ama biz çok eğlendik. "hadi bakalım bir de yeşil tarafla boyayalım, aaa turuncu da buradaymış"
aktivitelerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aktivitelerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meyve mi? Sebze mi?
Posted in
Etiketler:
aktivitelerimiz
29 Ağu 2010
Bundan bir ay önce kızımla pazardan dönerken elindeki armutu bana uzatım "Anne armut meyve mi, sebze mi?" diye sordu. Cevap verdim ve aklımdan "hmmm bundan cok iyi bir aktivite olur" düşüncesi geçti. Önce genelleme yapılabilir mi diye düşünmüştüm. Pişenler sebze???. Yok olmadı. Sonra montessori grubumuza fikirlerini sordum. Sagolsunlar Esra, Elif ve diğer Elif önerilerini ve kendi yaptıkları aktivite kartlarını paylaştışar. Ben de yazlıkta olmamız ve bir bahçemizin olmasının verdiği güzelliği kullanarak aşağıdaki aktiviteyi yaptım kızımla.
Önce bahçede dolaşarak tek tek sebzelerimizi ve meyvelerimizi kopardık. Sonra da buzdolabına uğradık ve orada olan değişik meyve ve sebzelerden de aldık.
Bir tepsiye yerleştirdik. Oturduk. Derin'in önüne yerleştirdik tepsiyi. Derin'in iki yanına da boş kaplar koydum. Sebzeler bir tarafa meyveler bir tarafa.Arada bir hoşuna gidenlerden bir ısırık aldı kızım, oyle koydu doğru tarafa:)
Ama bir kere yapmak yetmez. Ondan sonra bir kaç defa daha yaptık ve her konusu oldugundan yemekte, pazarda, gazete okurken gördüğümüzde, bu meyve mi, sebze mi? Sebzeeeee!!!, Meyveeeee!!! nidaları ile olayı pekiştirdik.
Önce bahçede dolaşarak tek tek sebzelerimizi ve meyvelerimizi kopardık. Sonra da buzdolabına uğradık ve orada olan değişik meyve ve sebzelerden de aldık.
Bir tepsiye yerleştirdik. Oturduk. Derin'in önüne yerleştirdik tepsiyi. Derin'in iki yanına da boş kaplar koydum. Sebzeler bir tarafa meyveler bir tarafa.Arada bir hoşuna gidenlerden bir ısırık aldı kızım, oyle koydu doğru tarafa:)
Ama bir kere yapmak yetmez. Ondan sonra bir kaç defa daha yaptık ve her konusu oldugundan yemekte, pazarda, gazete okurken gördüğümüzde, bu meyve mi, sebze mi? Sebzeeeee!!!, Meyveeeee!!! nidaları ile olayı pekiştirdik.
İlk kitabımız (lapbook)
Posted in
Etiketler:
aktivitelerimiz,
lapbook
11 Şub 2010
Uzun süredir aklımda...Kızıma bir kitap yapayım. Hatta birlikte yapalım. Sonra da guzel guzel okuyalım, oynayalım diye. Bu ayki Meraklı Minik dergisinde penguenler vardı. Kızım da bayılıyor penguenlere...Önce dergiyi çevirdik bir guzel, kupup ayısıııı, kuşşşşş diye. Sonra çıkartmaları yapıştırdık bir ben, bir Derin. Derken karşımıza bir sayfa çıktı bir sürü çeşit penguen. Hepsinden çift, bir tanesi tek, onu bulma oyunu. Biz de bir süredir "Aynısı nerede?" yi oynuyorduk. Hatta oyun grubumuzda Iraz'ın hazırlayıp bize verdiği kartlar da en cok oynadığımız kartlar olmuştu. Ondan ilham alarak Derin ile birlikte dergiden penguen resimlerini kestim. O sırada Derin'e de bir kagıt makası verdim biraz onunla oynadı. Sonra da resimleri lamine ettim.
Karşınızda ilk kitabımızın sayfaları...
Kapak sayfası için resmi internetten buldum. O hafta kırmızı rengi çalıştığımız için de fon kartonunu kırmızı seçtim. Bu kitabı hazırlarken kendi de bir çok bilgi öğreniyor. Kızlarım okula başlayınca tüm bilgilerim yenilenecek ne güzel demeye başladım içimden. Hatta şöyle söyleyeyim. Penguenlerle ilgili cok daha detaylı ve ileri seviyede bilgi vardı ama kızımın yaşını da düşünerek şimdilik daha hafif bir kitap oluşturdum. Ama büyüyünce başka versiyonunu da yapmak gerekiyor kararına vardım.
İlk sayfada penguenler ve yavruları, yavrularının nasıl oluştuğunu anlatan fotoğraflar var. Kullandığım kaynaklar:
Kaynak:
Kapak sayfası için resmi internetten buldum. O hafta kırmızı rengi çalıştığımız için de fon kartonunu kırmızı seçtim. Bu kitabı hazırlarken kendi de bir çok bilgi öğreniyor. Kızlarım okula başlayınca tüm bilgilerim yenilenecek ne güzel demeye başladım içimden. Hatta şöyle söyleyeyim. Penguenlerle ilgili cok daha detaylı ve ileri seviyede bilgi vardı ama kızımın yaşını da düşünerek şimdilik daha hafif bir kitap oluşturdum. Ama büyüyünce başka versiyonunu da yapmak gerekiyor kararına vardım.
İlk sayfada penguenler ve yavruları, yavrularının nasıl oluştuğunu anlatan fotoğraflar var. Kullandığım kaynaklar:
- http://www.photovolcanica.com/PenguinSpecies/Magellanic/MagellanicPenguinPhotos.html
- http://mtpa.org.uk/Antarctica19981999/EmperorPenguinFeedingChick1_Colour.jpg
- http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/28/Kaiserpinguine_mit_Jungen.jpg
Kaynak:
- Meraklı Minik Ocak 2010 sayısındaki penguen resimleri
Sonraki sayfada bir penguen çizimi yer alıyor. Gözü, burnu, sırtı vs. göstermek için onu yapıştırdım, biraz hareket olsun diye de bölgelerin üzerini karton kulakçıklarla kapattım. Resmi aldığım kaynak, http://www.lapbooklessons.com/PenguinLapbook.html, oradaki yazıları Türkçe'ye çevirdim.
Yanındaki sayfaya da sayma için başka bir bahanemiz daha olsun diye yine yukarıdaki kaynakta bulduğum, üzerlerinde rakamlar olan penguen çizimlerini yapıştırdım.
Son sayfada da penguen çizimini gösteren bir çıktı var. Biliyorum bunun için çooook erken daha ama en azından "aa burada bir daire var, üzerinde bir daire daha. Bak penguenin başı da daire şeklinde" gibi repliklerle bir kaç sefer üzerinden geçtiysek de yine de çok dikkatini çekmedi Derin'in.
Son olarak da bir tane daha kulakçıklı bir bölüm olsa diye düşünürken yine internetten aşağıdaki şekli buldum ama hangi sayfadan aldığımı maalesef kaydetmemişim. Onun da yazılarını Türkçe'ye çevirdim ve son sayfaya yapıştırırım diyordum ama Derin'in tek başına elinde tutmak daha çok hoşuna gitti.Ben de yapıştırmaktan vazgeçtim.
Üzerindeki soruları Derin'e sorduğumda verdiği cevaplar aşağıda.
A: Kızım penguenlerin Kürkleri var mı?
D: Vaaaarrrrr
A: Peki dizleri var mı?
D: Vaaaarrrr
A: Peki penguenler uçar mı?
D: Uçaaarrrrr.(Olumsuzluk ekini henüz bilmiyoruz da:)
Anneden bilimsel cevap:
A: Uçamazlar kızım çok küçük kanatları. Peki Derin uçar mı?
D: Uçaaarrrr.
A: Nasıl uçar?
D:Vuuuuuu.(Uçağa binerken yaptığımız sesi ve el hareketini yapmaya başlar.)
Anne uçak ve uçma eylemini bu dialog içine yerleştirebilmesine inanamaz halde kızına bakar:)
Aşağıda da kızım oynarken bir kaç kare var.
Gelelim bundan sonrakilerde neler yapacağıma...
- İnce fon kartonu kullanmayacağım, hem sayfalar çok dayanıksız oldu hem de yaptığım cepler kolay koptu. Sürekli tekrar tekrar yapıştırıyorum.
- Bu biraz aceleye geldi gibi hissettim. Daha iyi araştırıp daha da kızımın seviyesine göre sayfalar tasarlayacağım.Hem ben hem de Derin bu işten çok zevk aldık. Yapmaya devam.
Bozma dönemi bitti, yaşasın yapma dönemiiii!!!
Posted in
Etiketler:
aktivitelerimiz
19 Haz 2009
Yıkma dönemim bitti. Yapmaya çalışıyorum artık. İki kutuyu üsüste koymaya çalışıyorum. Blokları kutusunun içine yollamaya, hatta kapağındaki üçgen, kare, daire şekillerden içine atmaya çalışıyorum, içeri girsinler diye zorluyorum, sonra da üstünde bırakıyorum. Bir kanepeden diğerine koşar adım gidiyorum. Kanepe bittiği yerde atıyorum kendimi yere, emekleyerek diğer hedefime ulaşıyorum.Her konuşulanı can kulağıyla dinliyorum, her nesne ilgimi çekiyor artık. Bahçede ne görsem inceleyip ağzıma götürüyorum. Annem biraz tepki gösteriyor ama nedenini anlamadım. Çoğu zaman da beni korkutuyor hareketleri. İki kere çimlerde bulduğum yuvarlak sert bir şeyleri ağzıma attım(sümüklü böcek:) annem hemen ağzımdan çıkartmak için üstüme atladı. Niye böyle davrandı acaba? Bir kere de göbeğimden çıkmıştı aynı şey, annem yine bir şeyler soylemişti bana. En son da daha yumuşak bir seyi(kuş pisliği) ağzıma attım, annem onda da çok tepki gösterdi. Tepki gösterecekse, beni bu kadar serbest bırakmasın o zaman, ya da ağzıma götürmeden önce müdahele etsin:(
Çok da çenem düştü bu sıralar:) Güzel güzel konuşuyorum. Her şeyi anlatıyorum. Pisi Kedi kitabımı açıyorum önüme onu okuyorum, anneme günüm nasıl geçti anlatıyorum, sohbet ediyoruz. Dışarı alışverişe gidiyoruz, kıyafetler gösteriyor annem, ben de fikirlerimi soyluyorum. Birlikte yemek yiyoruz. Bahçede oynuyoruz, yürüyüşler yapıyoruz. En çok da dans etmeyi seviyorum annemin kucağında, şarkılar soyluyoruz.
Yavaş yavaş onlar gibi davranmaya başladım. Ne yaptıklarını inceleyip hemen ben de deniyorum. Yemeğimi çatalla yiyorum kendi tabağımda, bitince num num yapıyorum; şişe kapaklarını açıp kapatıyorum; kitap okuyorum onlar gibi, bilgisayar görünce tuşlarına oturuyorum:), kapıyı açık gördüğüm anda çıkıyorum dışarıya, merdivenleri hem iniyorum, hem çıkıyorum.
Annem sürekli benden bir seyler göstermemi istiyor, "ayağın nerede kızım, göbüşün nerede, elin nerede tatlım, annenin burnu nerede, gözü, ağzı nerede?", ben de onu kırmayayım diye gösteriyorum. Yeter anne, öğrendim ben artık her yerimi, her sorduğunda ağzımı göstermeyebilirim ama sen çatalı elime verip "Hadi kızım ağzına götür şimdi" dediğinde nasıl götürüyorum?
Annem işe giderken üzülüyorum artık, ayrılmak istemiyorum hiç ondan, her sabah onu işe yollarken öpücük gönderiyorum, "gel, gel" yapıyorum, o gidiyor. Ama biliyorum ki akşam gelecek, yine birlikte oynayacağız, sarılıp dansedeceğiz. Az gördüğüm için de beraber olduğumuz zamanlarda sürekli onunla olmak istiyorum. Başkasının kucağında oturmak, oynamak istemiyorum. Annem yanımda olsun istiyorum, göremeyince de başlıyorum ağlama:( Boncuk boncuk yaşlar dökülüyor yanaklarıma. Neyseki hemen unutuyorum sonra.
Arkadaşlarım oldu, Rüzgar, Emre, Tunç... Seviniyorum onları gördüğümde, dikkatle bakıyoruz birbirimize sonra da gülümsüyoruz, özellikle de Rüzgar'la.
Hepinize buradan öpücük gönderiyorum....
Oyun Hamuru Tarifi
Posted in
Etiketler:
aktivitelerimiz
27 Nis 2009
Kızım artık elleri ile çok işler başarıyor. Yemekleri mıncıklamaya bayılıyor mesela, özellikle makarnayı, pardon pardon tüm yemekleri, yogurt dahil. Mıncıklarken de acayip bir iş yapıyormuş gibi dikkatle eline bakıyor. Biraz da hamur mıncıklasın o zaman dedim ve bir tarif buldum. Aslında çok da aramaya gerek yokmuş anneme de sorsam soylermiş. (Tarif bu siteden alınmıştır.)
Oyun Hamuru Tarifi:
4 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı yağ
2 çorba kaşığı su
Eğer renkli olmasını istiyorsanız boyayı suya karıştırmanız gerekiyor. Diğer türlü düzgün bir renk dağılımı olmaz diye bir uyarı var bulduğum sitede.
Hamur yapıldı vee kızımdan beklenen tepki geldi, direkt ağıza götürme. Çok normal 0-1 yaş oral dönem herşeyi ağıza götürerek tanıyor birazdan geçer dedim, geçmedi:) Hamur parçalarını yemeye kalktı(aç mı bırakıyoruz biz seni canım kızım:) Buzdolabı poşetine konuldu hamur sonrasında. Onu ne yaptı dersiniz? Dişi ile poşeti ısırıp parçalamış, bir baktım parçalar yine ağzında:) Oynaması için daha erken biliyordum ama mıncıklaması için de erkenmiş. Bir süre sonra tekrar denemek üzere rafa kaldırıldı aktivitemiz. Sedef, yavaş yavaş, acele etmeeee!!!
Oyun Hamuru Tarifi:
4 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı yağ
2 çorba kaşığı su
Eğer renkli olmasını istiyorsanız boyayı suya karıştırmanız gerekiyor. Diğer türlü düzgün bir renk dağılımı olmaz diye bir uyarı var bulduğum sitede.
Hamur yapıldı vee kızımdan beklenen tepki geldi, direkt ağıza götürme. Çok normal 0-1 yaş oral dönem herşeyi ağıza götürerek tanıyor birazdan geçer dedim, geçmedi:) Hamur parçalarını yemeye kalktı(aç mı bırakıyoruz biz seni canım kızım:) Buzdolabı poşetine konuldu hamur sonrasında. Onu ne yaptı dersiniz? Dişi ile poşeti ısırıp parçalamış, bir baktım parçalar yine ağzında:) Oynaması için daha erken biliyordum ama mıncıklaması için de erkenmiş. Bir süre sonra tekrar denemek üzere rafa kaldırıldı aktivitemiz. Sedef, yavaş yavaş, acele etmeeee!!!
Sevgililer Günümüz
15 Şub 2009
Kızımızın aramıza katılması ile babamızın da benim de sevgili sayımız ikiye çıktı:) Bebeğimize sevgili demek bazılarına hoş gelmeyebilir ama kelimenin özü itibarı ile ben öyle hissediyorum ve sevgili demeyi çok seviyorum. Babamız sabahtan ikimizin de sevgililer gününü kutladı ve işe gitti. Biz kızımla başbaşa kaldık. Babamıza özel bir hediye yapsak ama ne yapsak? Bu düşünceler içindeyken aklıma izlediğim bloglardan biri olan pi-nik kuşta yaptıkları kart geldi. Bu fikirden esinlenerek babamıza ilk kartımızı hazırlamak için yola koyulduk.
Önce Derin ve ben günün anlam ve önemine uygun olarak giyindik. Derin'in ben hazırlanırken çektiğim bir fotoğrafını aşağıya koyuyorum. O da o sırada kitabını okuyordu. Hazırlandıktan sonra parmak boya almak için yola çıktık. Bizim hala yanlız yola çıkmamız problem olabiliyor. Derin neredeyse 8 aylık olmasına rağmen arabadan hala hiç hoşlanmıyor. Ve yolculuklarımız krizle sonuçlanabiliyor. Neyseki gideceğimiz mesafe kısa...İkinci kırtasiye denememizde parmak boyalarımıza kavustuk. Derin eve gelene kadar kucağından bırakmadı boyaları. Öyleki kasada scannerdan geçirmek üzere aynısından bir tane daha getirdiler, onu geçirdiler:) Akşam için küçük bir de pasta aldık çıkmışken. Bebek arabasıyla dolaşırken, bir kez daha, ülkemiz kaldırımları, mağaza, apartman girişlerini, hiç de bebekliler ve engellileri düşünürek yapmadıklarını geçirdim aklımdan. Hem kırtasiye hem de pastane giriş çıkışlarında yardım istedim...
Evet artık tüm gereçlerimiz hazır. Evde kalın bir kağıdımız vardı zaten. Bunun yanına kızım için parmak boyalar, benim için de pastel boyaları koyunca her şey tamamlandı. Bir de üstüne koymak üzere kısa bir kordela ve ybiraz da yapıştırıcı. Kızımın cici kıyafetini çıkarıp, büyük bir önlüğünü taktım. Yere oturttum, önüne de kağıdı yerleştirdim. Teker teker boya kutularını açıp kızımın parmaklarını daldırdım. İlk seferde çok fazla boya aldık. Tecrübesizlik:) Neyseki yanımızda ıslak havlumuz hazırdı. Kızım başta ne yaptığımız anlayamadı. Yanındaki yastıklar ve beyaz tulumunda güzel desenler yarattı fakat üçüncü yapıştan sonra elini tamamen açıp kağıda bakıyordu, hala ben elini alıp yerleştiriyordum ama olsun:) Ben çok eğlendim, umarım kızım da eğlenmiştir. Tüm boyalarla el ve parmak izi çıkarttıktan sonra ben de üzerinde mesajımızı yazdım. Ve kordelamızı yapıştırdık. Derin'in ara ara elini sildiğim havlu da rengarenk oldu... Derin bir havluya bir karta bakıp ne olduğunu anlamaya çalıştı. Akşam kıyafetimizi tekrar giydik ve üçümüz güzel bir yemek yedik. İlk sevgililer günü yemeğimiz...Sevgiyle kalın!
Önce Derin ve ben günün anlam ve önemine uygun olarak giyindik. Derin'in ben hazırlanırken çektiğim bir fotoğrafını aşağıya koyuyorum. O da o sırada kitabını okuyordu. Hazırlandıktan sonra parmak boya almak için yola çıktık. Bizim hala yanlız yola çıkmamız problem olabiliyor. Derin neredeyse 8 aylık olmasına rağmen arabadan hala hiç hoşlanmıyor. Ve yolculuklarımız krizle sonuçlanabiliyor. Neyseki gideceğimiz mesafe kısa...İkinci kırtasiye denememizde parmak boyalarımıza kavustuk. Derin eve gelene kadar kucağından bırakmadı boyaları. Öyleki kasada scannerdan geçirmek üzere aynısından bir tane daha getirdiler, onu geçirdiler:) Akşam için küçük bir de pasta aldık çıkmışken. Bebek arabasıyla dolaşırken, bir kez daha, ülkemiz kaldırımları, mağaza, apartman girişlerini, hiç de bebekliler ve engellileri düşünürek yapmadıklarını geçirdim aklımdan. Hem kırtasiye hem de pastane giriş çıkışlarında yardım istedim...
Evet artık tüm gereçlerimiz hazır. Evde kalın bir kağıdımız vardı zaten. Bunun yanına kızım için parmak boyalar, benim için de pastel boyaları koyunca her şey tamamlandı. Bir de üstüne koymak üzere kısa bir kordela ve ybiraz da yapıştırıcı. Kızımın cici kıyafetini çıkarıp, büyük bir önlüğünü taktım. Yere oturttum, önüne de kağıdı yerleştirdim. Teker teker boya kutularını açıp kızımın parmaklarını daldırdım. İlk seferde çok fazla boya aldık. Tecrübesizlik:) Neyseki yanımızda ıslak havlumuz hazırdı. Kızım başta ne yaptığımız anlayamadı. Yanındaki yastıklar ve beyaz tulumunda güzel desenler yarattı fakat üçüncü yapıştan sonra elini tamamen açıp kağıda bakıyordu, hala ben elini alıp yerleştiriyordum ama olsun:) Ben çok eğlendim, umarım kızım da eğlenmiştir. Tüm boyalarla el ve parmak izi çıkarttıktan sonra ben de üzerinde mesajımızı yazdım. Ve kordelamızı yapıştırdık. Derin'in ara ara elini sildiğim havlu da rengarenk oldu... Derin bir havluya bir karta bakıp ne olduğunu anlamaya çalıştı. Akşam kıyafetimizi tekrar giydik ve üçümüz güzel bir yemek yedik. İlk sevgililer günü yemeğimiz...Sevgiyle kalın!

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









