Döndümm!!! Hem de Defne ile birlikte...



Döndüm demek ne kadar gerçekçi oldu bilmiyorum ama en azından yazmaya başladım. Hangi sıklıkla gelir gerisi biraz benim biraz kızların performansına bağlı. Evet kızlaarrrr! Defne Hanım geldi 24 Mayıs günü. Bizi şenlendirdi. Yeni bir sayfa açıldı hepimiz için. Defne geliyor diye hazırlıklar yaptık. Neler mi yaptık?

  • Annen karnına bir defne ağacı çizdirdi. Hamile halimle bir hatıra olsun diye, biraz da o halimi çok sevdiğimden:)
  • Gelen ziyaretçilerimizle sevincimizi paylaşmak için defne sabunları hazırladık. Sabunlar Antakya-Müftüoğlu'ndan, keselerin kumaşları BOSSA'dan, tül ve kurdela da alınca keseler tamamlandı. Bir de kare pembe aydıngerlere(fikir için sagol Şehnaz:) Hoşgeldin Defne ve Daphni'nin mitolojik öyküsünü yazdırıp kurdela ile bağlayınca keselerimiz tamammm. Aşağıda da Derin Hanım keseleri yaparken:))

  • Keselerin kumaşından da mantar pano kaplatıp çerçevelettim. Üzerine de Doğum fotoğrafçısı sevgili Sinem Kobaner'in çektiği güzel fotoğraflarımızı yerleştirdik. Bir de şövale...
  • Hastaneye gelenler için de pasta şeklinde çikolatalarımız vardı, bir de Fuget Pasta'nın yaptığı çok şık kurabiyelerimiz 


Yeni bir sayfa açıldı hepimiz için, özellikle de Derin için. En azından şu an için öyle görülüyor. Şu ana kadar yaşadıklarımız biraz benlik mücadelesi, biraz anneyi paylaşmama isteği. İkisi karışınca bazen öyle bir hamur oluyor ki benim bile sindirmem çok zor olabiliyor. Öyle zamanlarda da keyifli kısımları düşünerek geçiriyorum. Özellikle Defne kucağımda, Derin elimde, sanki hep böyleymişisiz giri, tıngır mıngır yürüyoruz:)

Düzen


Maria Montessori'nin duyarlılık dönemi diye adlandırdığı dönemlerden biridir düzen."Çocuğun düzene karşı son derece duyarlı olduğu aşama, önemli olduğu kadar esrarlı da bir aşamadır."(M. Montessori, Annelik Sanatı, sf.77).  Bu duyarlılık çocukta bir yaşındayken başlar, iki yaşında en üst düzeye ulaşır ve üç yaşında da yavaş yavaş yok olur. İki yaş sendromu diye de adlandırılan dönemin temelinde yatan en önemli neden ebeveyinlerin bu durumun farkına varamamalarından dolayı nedensiz ağlamaların devam etmesidir.(David Gettman, Basic Montessori, sf.7)

Kızım da son iki aydır belirgin bir şekilde farklı bir düzen tutkusu ile hareket ediyor. Öyleki krizler yaşıyoruz çoğu zaman... Seçimi kendisine bıraktığımda, ya da kızım sen ne yapmak istiyorsan oyle yap dediğimde bile kriz devam ediyor. Bazen yatağının üzerindeki battaniyeyi düzeltmek istiyor. Benim düzelttiğimi beğenmiyor öyle değil deyip kızmaya başlıyor. Nasıl peki o zaman kızım diyorum. Anlatamıyor tabii. Ucunu tuuutttt! diyor ve başlıyor ağlamaya...Başka bir zaman da kitap rafına ters konulmuş kitabı alıp düzeltebiliyor. Oyuncak bebek arabasının bebek düşmesin diye yapılmış kumaş olan ön korumasını düzeeellltt diye krize girip nasıl düzelteyim kızım dediğinde de anlamadığım için olay uzayabiliyor. Sen düzelt kızım dediğimde de krizi çözmeye yetmiyor. Bebeğin içerisine oturtulması bile yanlış olabiliyor ona göre... 

"Çocuk ruhunda onu seven büyüklerin bilmediği derinlikler vardır. Görmüşüzdür hep çocuklar durup dururken ağlamaya başlarlar, avutmak için ne yapsanız boştur. Bu bile, çocuğun karşılanması gereken gizli ihtiyaçlarının olabileceğinden kuşkulanmamızı gerektirir sanırım."  İki yaşındaki bir çocuk düzensizliği büyüklerin gözüne çarpmayan ayrıntılara varıncaya dek seziyor, farkediyor." "Bir şeyin yerinde olmayışı onun için bir çeşit dürtü, bir faaliyet çağrısı. Bununla da kalmıyor elbet. Düzen, gerçekleştiğinde mutluluk yaratan yaşam ihtiyaçlarından biri."(M. Montessori, Annelik Sanatı, sf.80 )

Ben de Derin'in demek istediğini daha net anlamaya çalışarak, bazen de doğru yöntemin bu olmadığını bilerek başka oyunlara yönlendirerek (ki itiraf edeyim bu yöntem artık çalışmıyor eskisi kadar, büyüdün artık kızım:) durumu çözmeye çalışıyorum. Onun düzenine saygı göstermeye çabalıyorum. Dediğini sonuna kadar anlamaya çalışıyorum. Bazen de tüm bunlar işe yaramayınca kızım biraz sakinleşince tekrar konuşalım olur mu deyip, güvenli bir ortamda onu bırakıyorum. Bizde geç başlayan bu dönem de geçecek önemli olan düzen kavramına saygı göstermek ve bu duyarlılık dönemini de hakkıyla tamamlamak...

"Duyarlılık dönemleri ruhsal olgulara dayanır. Bunlar bilincin temelini atan sezi ve dürtülerdir. Bunlar ruhsal gelişimin temelini oluşturan ana ilkeleri doğuran kendiliğinden gelme enerjilerdir. Böyle bir şey olduğu zaman çocuk büyük bir huzursuzluk içine düşüyor ve giderek bir hastalık görüntüsü kazanan ve dediğimiz engel ortadan kalkmadıkça ne yapılsa sürüp giden bir huysuzluk nöbeti başlıyor. Engel ortadan kaldırılır kaldırılmaz da hem huysuzluk hem de rahatsızlık silinip gidiyor." (M. Montessori, Annelik Sanatı, sf. 83)

Bu durumda önerilen en temel durum, etrafındaki dünyanın düzenli olması. Dış düzen olarak yapılabilecekler, mobilyaların, oyuncakların, kıyafetlerin hep aynı yerlere konulması, aynı günlük rutinleri izlemek, yemek yeme saatleri, ebeveynlerin evden çıkış giriş saatleri, banyo saatleri gibi. Kızımda benim hamilelik iznine ayrılmamla birlikte bu bağlamda da farklı davranışlar oluştu. Daha önce hep belli bir saatte işe gider ve gelirdim. Şimdi sürekli evde olmam, olan düzenimizi biraz bozdu. Ben evdeysem öğle uykusuna yatmak istememesi, yeme düzeni, daha önce düzenli olan banyo yapma alışkanlığının benim büyümemle birlikte sekteye uğtaması gibi durumlar ortaya çıktı. Defne gelmeden bu durum için de hemen yeni bir düzen olşturmam gerekli...Eğer hiçbir sebep yokken kriz çıkabiliyorsa, muhakkak bizim dikkatimizden kaçan bir düzen bozukluğu oluşmuştur. Bizim için çok önemsiz bir konu olabilir ama bu çocuklarımızın yaşamı anlamasındaki tutarlıl yapıtaşlarından birini oluşturur. (David Gettman, Basic Montessori, sf.8)

Yukarıda da anlattığım gibi bizde de farkına varmak ve engelleri ortadan kaldırmak her zaman çok kolay olmuyor ama elimizden geleni yapıyoruz. Duyarlılık dönemlerini doya doya yaşamanı sağlamak en büyük isteğim.

"İnsanoğlu yaşamında kendisini nasıl yöneteceğini çocukluğunda öğrenir. Bu doğrultudaki ilk buyruk, doğa tarafından düzenle ilgili duyarlılık döneminde verilir...Zeka hiç yoktan oluşmaz, zeka çocuğun duyarlılık dönemlerinde attığı temeller üzerine kurulur." (M. Montessori, Annelik Sanatı, sf.82 )

Yorumlarınızı bekliyorum...

BEÖ: Toprak / Kum


Tam biz de bir sebze bahçesi yapalım kızımla birlikte, o da her akşam sulasın derken, bu aktivite konusu çıkması ne güzel oldu. Önce çimlerin arasında küçük bir alan açtık. Sonra da fideler aldık. Derin'le birlikte dikelim diye. Derin pek oralı olmadı başta. Hep suladığı içinde çiçeklerin olduğu büyükçe bir saksı vardı. Sürekli onları sulamak istedi:) Gerçi cherry domatesleri görünce koparmak istedi, ben de "kızım kırmızı olunca koparacağız" dedim. O da tamam dedi. Bizim ısrarlarımız sonucunda da babasına biraz yardım ettim. Resimlerimiz aşağıda.



Bundan sonra da kızımla beraber büyümesini görelim fidelerin, üzerinden toplayalım sebzeleri. Bir de lapbook yapsak...Devamı gelecek... 

23 Nisan Mektup Arkadaşlarımız

Montessori grubumuzda çıkan guzel bir teklif sonucu bir mektup arkadaşlığı oluşturuldu. Her grupta dört kişi, her çocuk üç tane kart alacak, nasıl olacak, bizimkiler daha cok küçük, karalamalar dışında bir sey yapmıyoruz haliyle bugünlerde. Bence çok güzel karalamalar ama anneyiz hepimiz:) Olsun dedik herkes benzer durumda. Çocuklarımıza karışmayalım. Kendileri yapsınlar kartları, artık nasıl yaparlarsa. Öyle de yaptık biz Derin'le. Beklediğimden çok dha güzel geçti. Onun adı, arkadaşımın adı soruları içerisinde yaptık kartlarımız. "Emincaaaan, Hamzaaaa, Sarp!" Adlar öğrenilince soyadlara geçildi. Bir yandan da karalamalar devam.. "Bitti mi kızım? Bittiiiii.." "Bu Sarp'ın, bu Hamza'nın, bu da Emincan'ınnnn.". 

 Sonra bir süre kartların değil de onların bize geleceğini düşündü ve sürekli anlattı.  Ben de "kızım arkadaşların değil, onların yaptıkları kartlar gelecek tatlım, bak bizim yaptığımız kartları da onlara göndereceğiz" dedim. Sonra da 23 Nisan şarkısını söyledik beraber. "Bi daha, bi daha" eşliğinde...
Kızım kartlarını açarken...

Dedim yaa etkisi beklediğimden de güzel oldu. Şimdi her boyamaya oturduğunda bunu arkadaşım için yapıyorum diyor. Ben de hangi arkadaş deyince, arkadaşlarından birinin ismini söylüyor:)

Kızım 22 aylık, Ben 36 haftalık

 
Bu hamileliğim sırasında o kadar çok düğün oldu ki:)

Bu sabah Derin ne dedi?


Tüm annelerde var. "Yaa bu konuşmaları bir şekilde kayda almam lazım" telaşı. O kadar güzel anlar kaçıyor ki. Bu sabah muhakkak yazmalıyım dediğim bir enstantane...
Derin annesinin başında duran Talcid kutusunu alır(çok tehlikeli ilaç biliyorum 33. haftada mide yanması dayanılmaz oluyor:(). İçindeki bulunan dört plakadan birini çıkarır. Sonra anneye seslenir.
"Annee, oturmak için yaptım!"
Anne şaşkın Derin'e bakar. Plaka kıvrılmış ve koltuk haline getirilmiştir :))!!:)
***********
Akşam 20:00
Derin ile yatmak üzere odasına çıktık. Üzerini değiştirdik, pijamalarını giydi, üzerinden çıkanları da çamaşır sepetine basket atmaya çalıştım. Girmedi.
Derin: Atamadı(n) dedi ve kendi attı.
Sonra da çoraplarını çıkarttı. Onları da basket atamadım.
Derin: "Atamadı(n) bir türlü":))!!!

BEÖ: Yaşadığımız Şehir


Yaşadığımız şehir Adana. Hemen insanın aklına Adana'nın guzel yerlerinde Derin ile çekilmiş bir fotograflar serisi oluşturmak geliyor. Yapalım ama ne zaman diye düşünürken haftasonu çiftliğe gittik. Baktık teyzeler ekmek yapıyorlar. Kızımla hemen kurulduk başına. Ona da bir hamur, oklava, başladık hamur açmaya... Fotograflarımız kuzeninde alır almaz buraya da ekleyeceğiz. Ortada bir odun ateşi üzerinde bir sac, bir teyze açıyor, diğeri pişiriyor. Sonra stoklar bitince pişiren teyze de açmak için yanımıza geldi, tabii Derin'in oklavası ve masası elinden alınmış oldu. Derin'de hemen olaya adapte oldu ve ilk yufkadan sonra, "Sıra bende, sıra bende" diye Bağırmaya başladı:) Narenciye ağaçları çiçek açmış, mis gibi bir koku, tavuklar, horozlar etrafta. "İnek gelmesin anne!" uyarısı üzerine sadece inek sesi, köpekler vs...Kızıma sadece fotograflardan göstermek zorunda olmamak güzel bir duygu. "Bir daha gelelim mi anneceğim?, Gelelimmm!"

Bu haftasonu, Sabancı Tiyatro festivalinin açılışı, kızımla seyretmeye gittik, halası ve kuzenleri ile birlikte...Nefis bir gösteriydi. Studio Festi. Seyhan Nehri üzerinde ışık, dans, tam bir görsel şölendi. Biraz fotograf çekmeye de çalıştım. Kızım her ne kadar çok gösteri ile ilgilenmese de yine de değişik bir gün oldu onun için. Gösteriden birkaç fotoğraf...


Böyle bir şehirde yaşıyoruz işte kızım, her yönü ile farklı bir şehir...

Blog Widget by LinkWithin

Counter

Copyright 2009 AKI FAMILY. All rights reserved.
Free WPThemes presented by Leather luggage, Las Vegas Travel coded by EZwpthemes.
Bloggerized by Miss Dothy